Seçim tekrar yapılsın!

KAMUOYUNA AÇIK BİLDİRİDİR..

SİSTEM İNANDIRICILIĞINI VE GÜVENİLİRLİĞİNİ YİTİRMİŞ, “MİLLİ DURUŞUMUZ”UN SIHHATİ BOZULMUŞTUR; Seçim tekrar yapılsın!

12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimlerinin hukuki altyapı hazırlanarak biranevvel yenilenmesi gerektiği hakkında..

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Değerli Büyükleri, Büyük Birlik Partisi’nin Kıymetli Gönüldaşları, Büyük Birlik Camiası, AZİZ MİLLETİM..!

Bilindiği üzere 12 Haziran 2011 tarihinde, Milletvekili Genel Seçimleri gerçekleştirilmiş ve bu çerçevede halkımız bazı Siyasi Parti mensubu ve bağımsız kişilere Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bizleri temsil etme yetkisi vermiştir.

Gelinen durum izaha gerek bırakmamaktadır. Fakat şöyle ki;

“hukuksuz seçim barajı uygulaması” yöntemi ile Meclis’e girmesi engellenen bir partinin mensupları, bağımsız hüviyetle bir kesim halkın oyunu almışlardır.

Halkımız bu kişilere Bağımsız oldukları için mi oy vermiştir, yoksa Parti mensubu bulundukları için mi oy vermişlerdir?

Bunun cevabını hiç kimse net şekilde veremez.

Aynı şekilde bağımsız Milletvekili seçilen kişilerin Türkiye Büyük Millet Meclis’i çatısı dahilinde Parti Mensubu olarak faaliyette bulunmaları mı uygundur, yoksa hukuka uygun şekilde, oy alırken oldukları bağımsız konumda kalmaları mı uygundur?

Hal böyle iken; Milletvekili sayısı bakımından Anayasa değişikliğine dahi muktedir konumda bulunmadığı halde İktidar Partisi Milletin birliğine ve bütünlüğüne güyya hizmet verecektir.

TEK BAŞINA BU DURUM BİLE 12 HAZİRAN MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMLERİNİN HEM YÖNTEM HEM DE SONUÇLAR İTİBARİ İLE HUKUKEN ŞAİBELİ OLDUĞUNU ANLATMASI BAKIMINDAN YETERLİDİR!

Bu mevzu Milletimizin Meclis’inin hukuki hüviyetini maalesef tartışılabilir kılmıştır!

Öte yandan Seçim’lerin hukuken şaibeli bulunduğu gerçeğinin başka göstergeleri de vardır.

12 Haziran Milletvekili Genel Seçimlerinde Milletvekili Adayı bulunduğumdan, kendi eksenimde yaşadığım olaylardan yola çıkarak aşağıda arz edeceğim gerçeklerin bilhassa değerlendirilmesi ve seçimlerin, Milletimizin menfaatlerinin korunması ve gözetilmesi için hukuki yöntem ve tarzda biranevvel yenilenmesi gerektiği hususunu tüm kamuoyuna, Aziz Milletime ve Devlet Yetkililerine ÖNEMLE BİLDİRİYORUM!

Şöyle ki;

Şahsım da böyle bir seçim atmosferinde Gazetecilik Mesleğim ve Devlet Memurluğu alanlarında; sokak çocukları, tüketici hakları, şizofreni hastası evsizler ve yardıma muhtaç insanlar gibi çeşitli konularda yıllardan beri sürdürdüğüm hizmetlerimi halkımıza Milletimin Vekili olarak hizmet etmek üzere daha üst düzeye taşımak istedim

Bunun için öncelikle Gazeteci-Yazar ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki Devlet Memuru kimliğim nedeni ile siyaset üstü bir konumumun olması gerektiği düşüncesinden hareketle, seçimlere bağımsız aday olarak katılmak istedim.

Fakat son mevzuat değişiklikleri ile bağımsız adaylık için getirilen 10 milyar liraları bulan büyük başvuru ücreti gibi zorlaştırmalar bu hedefimi gerçekleştirmeme imkan tanımadı. Oysa bağımsız aday olsaydım Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yaptığım sürede de tıpkı Milletimin beni seçtiği andaki gibi hep BAĞIMSIZ KALMA İLKESİ’ni benimseyecektim.

Mevcut maddi durumum Devlet Memurluğuna dahil olduğum dönemdeki durumumdan daha aşağı seviyede ve yetersiz bulunduğundan (Elhamdulillah alnı-açık, yüzü gerçekten ak bir Devlet Memuru oldum her zaman), Milletimin Vekilliğine aday olabilme yolunda başka alternatifler aradım.

Yıllar önce, 2005 Yerel Seçimlerinde Büyük Birlik Partisi’nin Şehit Lideri Muhsin YAZICIOĞLU ile uzun bir telefon görüşmemiz olmuştu.

BBP’nin Ebedi Lideri YAZICIOĞLU ile Belediye’de sokak çocukları ve tüketici hakları konulu olarak yürüttüğüm başarılı hizmetlerle ilgili yaşadığım hukuksuzlukları konu alan bu görüşme vesilesi ile BBP hakkında hafızamda adalet ve samimiyet gibi bir takım olumlu izlenimler oluşmuştu.

Ayrıca Muhsin YAZICIOĞLU’nun İslam Davası eksenli üstün hizmetleri nedeni ile de kendime en yakın bulduğum Siyasi Parti esasen yıllardır oy vererek gizli destekçisi bulunduğum Büyük Birlik Partisi oldu.

Bu nedenle araştırmalarımı BBP üzerinde yoğunlaştırdım ve Milletvekilliği Adaylığı hedefimle ilgili olarak Parti Üst Düzey yöneticileri ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdim.

BBP Üst Düzey Yöneticilerinin şahsıma gösterdikleri tevccüh ve ayrıca BBP’nin kadın adaylara “aday adaylığı” için başvuru ücreti almamak sureti ile “pozitif ayrımcılık” uygulaması nedeni ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Devlet Memurluğu’ndan istifa ederek Büyük Birlik Partisi’ne Aday Adaylığı başvurusu yaptım.

Başvurumdan sonra Parti İçi Teşkilat Temayül Yoklamaları ve bir kez daha Üst Yönetim Değerlendirmesi neticesinde BBP’den seçimlere girmeye hak kazanarak İstanbul 3’üncü Bölge 5’inci sıradan Milletvekili Adayı oldum.

Yıllarca Devletten yardım almadan ayakta durarak büyük hizmetler vermiş olan Büyük Birlik Partisi’nin imkanları belliydi ve bu nedenle Parti’ye gönül vermiş birçok insan gibi şahsım da Milletvekili Adaylığım sürecinde seçim çalışmalarımı daha çok kendi imkanlarımla yürüttüm. Bu çerçevede defalarca toplantı için Ankara’ya seyahatler gerçekleştirdim, broşürler bastırdım, meydanlara çıktım, toplantılara katıldım, uzun telefon görüşmeleri vs. gibi işler gerçekleştirdim.

Neticede söyleyebilirim ki Büyük Birlik Partisi 12 Haziran Milletvekili Seçimleri kapsamında meydanlarda “Alnı açık yüzü gerçekten ak” bir şekilde halkla birebir görüşme halinde seçim çalışması yürütebilen tek siyasi parti olmuştur.

Öyle ki şahsım bir hanım milletvekili adayı olduğum halde çok rahat bir şekilde elimde afişimle ana arterlerde kalabalıkların arasında seçim broşürlerini dağıtabildim, parti politikamız, hedeflerimiz ve misyonumuz çerçevesinde halkla birebir diyaloglar kurabildim.

Bugün hangi siyasi partinin kadın milletvekili adayı bu yürekli hareketi gösterebilmektedir sormak lazım. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; Şehit Muhsin YAZICIOĞLU’nun namus, din ve vicdan duygularının ve milli manevi değerlerimizin ön planda tutulduğu Büyük Birlik Partisi bugün Türk Siyasetinde mevcut tek iyi alternatiftir.

Büyük Birlik Partisi’ni bu misyona ulaştıran şey ise özde İslam’ın gerçek değerlerini merkez alan seviyeli siyasetidir.

Bizler bu seçim atmosferinde Büyük Birlik Partisi Camiası olarak, tıpkı Şehit ve Ebedi Liderimiz Sayın Muhsin YAZICIOĞLU ve bugüne kadar BBP’nin Genel Başkanlığı görevini başarı ile yürütmüş olan Yalçın TOPÇU gibi siyaseti bir amaç olarak algılamak yerine onu insanların mutluluğu için kullanılabilecek bir araç olarak algılayan farklı bir anlayışın mensupları olduk.

O nedenle sonuç ne olacaksa olsun seçim çalışmalarımızı da bu anlayış çerçevesinde yürüttük.

Çünkü Büyük Birlik Partisi (BBP) sadece bir siyasi parti değildir.

BBP aynı zamanda Büyük Birliğe koşan, Milletimizin birlik ve beraberliğini esas alan ve aleme gerçek manada Türk-İslam ülküsünü yayan “Alperenlik” hareketinin , BİR BÜYÜK DAVA’nın adıdır.

Bizim derdimiz gerçek milliyetçilik ve “Milli Duruş” şuuru ile tıpkı Muhsin YAZICIOĞLU ve Dava Arkadaşlarının Milli Mutabakat Metninde belirtilmiş olduğu gibi; “Aleme nizam verme” derdidir. Bizler Allah’ın birliği ve Yüce Peygamberimizin risaleti dışında hiçbir mutlak hakikat ve hukukun üstünlüğü ilkesinden başka ilke tanımıyoruz.

Bu iki unsur dışında her şey değişebilir Milletimizin ve insanlığın selameti için değiştirilebilir.

Alperenlik iddiası daima Hakk’ı üstün tutmayı;  daima haklının yanında yer almayı ve zalime karşı alp, mazluma eren olmayı gerektiren bir büyük DAVADIR!

Bugün aleme zulüm yayan sahte süper güçlere karşı zillet ve her türlü hukuksuzluğun reva görüldüğü masum halkların ve tüm insanlığın beklentisi budur ki;  Milletimiz, şanlı tarihinde yer alan İhtişama yeniden kavuşmalı ve gerçek süper güç nasıl olunacağını tüm dünyaya göstermelidir!

O nedenle Devletten trilyonlarca liralar alıp politikacılığı meslek edinmiş bir takım güruha inat, BİZİM BU SEÇİM SÜRECİNDE YAN GELİP YATMA LÜKSÜMÜZ HİÇ OLMAMIŞTIR!

Biz çok çalışmak zorundaydık.

Genel Başkanımızın 12 Haziran Milletvekili Genel Seçimlerinde ifade ettiği projelerimize Milletimizin ihtiyacı vardı.

Milletimizin ihtiyacı olan “Muktedir İktidar”a kavuşmak zorundaydık.

Çünkü İnsanlık, yeniden üç kıtaya adaletle hükmeden Osmanlı’yı özlemektedir.

Bizler bu hareketle ülkemizi özlenen tüm değerlere yükseltmek zorundaydık.

Bunun yolu ise yine Genel Başkanımız Yalçın TOPÇU’nun ifade ettiği “Milli Seferberlik” şuurunu yaşamakla mümkündü.

Hal böyle iken;

Hem teşkilatımız, hem milletvekili adaylarımız, hem de Partili Gönüldaşlarımız tarafından Devletten bir kuruşluk hazine yardımı almaksızın yürütülen büyük çabalara, yoğun seçim çalışmalarına rağmen seçim sonuçları itibariyle bugün gelinen durum ortadadır.

Büyük Lider, Dava İnsanı Ebedi Genel Başkan Muhsin YAZICIOĞLU’nu önceki seçim döneminde 2009 Yerel Seçimlerinde şüpheli helikopter kazasına kurban veren BBP bu sefer de aynı adaletsiz seçim ortamında adeta kendisi şehit edilmiştir!

Siyaset bir yarıştır ve bu yarışta esasen nitelikli olanın kazanması gerekir. Buna karşın Hazine Yardımlarının seçim için 3 partiye aktarılmış olması niceliği ön plana çıkarmış ve neticede de seçimi yine bu 3 parti kazanmıştır.

Seçim sürecinde, Büyük Birlik Partisi Milletvekili Adaylarımız, el ilanlarını  bastıracak paranın derdine düşerlerken, neticede seçimi, neredeyse her adım başında holding binası gibi seçim koordinasyon merkezi ve irtibat merkezleri kuranlar, aday tanıtımları için Devlet Kesesinden araç giydirenler, profesyonel firmalara pahalı reklam filmleri hazırlatıp bunları pahalı reklam tarifeli televizyonlarda yayınlatanlar ve hatta gazetelere paralı haberler yaptıranlar kazanmışlardır.

Bu süreçte basının ilgisizliği nedeniyle ancak internet ortamına yansıyabilmiş şahsımla ilgili şu hadise seçim süreci adaletsizliğini anlatması bakımından dikkat çekicidir;

İstanbul 3’üncü bölgeden Milletvekili Adayı olan şahsımla ilgili olarak MUHALEFET adlı sitede http://www.muhalefet.com/bbp-adayinin-cesur-mucadelesi-1571m.html kısayol adresinde “BBP Adayının Cesur Mücadelesi” Başlığıyla üzücü ve bir o kadar da düşündürücü bir olay haber verilmiştir.

Bu haber çerçevesinde İktidar Partisi’nin miting ilanlarını içeren ardı arda sıralı birbirin aynı bilbordlarının altında fotoğrafım yayınlanmış ve bu fotoğrafa şu ifadelere iliştirilmiştir: “ AKP iktidar olmanın nimetlerini kullanırken, ne bilbordlarda ne afişlerde başka partilere geçit vermiyor. BBP’nin başörtülü adayı Suzan ÇELİK, pahalı bilbordlar altında kendi imkanlarıyla tanıtımını yapmaya çalışıyor” Bu habere eklenen bir başka ifade de aynen şöyledir; “Sizce de çok ironik ve cesurca değil mi?”

Böylelikle böylesine hukuksuz ve haksız rekabet ortamında seçim için mücadele ediyor olmam dahi bir kesim tarafından ironik (komik) olarak değerlendirilebilmiştir.

Büyük Birlik Partisi İstanbul 3’üncü Bölge’den 5’inci Sıra Adayı olan şahsım ve yürüttüğüm mücadeleler hakkında internet ortamında yayınlanan habere ilişkin bazı halk yorumları ise şu şekildedir:

takdir edilecek bir durum.. birileri oturduğu yerden oy ararken bir bayan olarak gönül verdiği davasını savunan bu kadını ayakta alkışlıyorum. ne şiddet var ne küfür nede saygısızlık... onurlu bir duruş..”

“Bağımsız aday olsaydı belkide seçilebilirdi veya MHP den aday olsaydı... AKP zaten 10. sıradan aşağıya koymazdı... İronik değil bence cesurca,tebrikler ablamıza...”

Esasen benim Milletimin Vekili Olma Yönünde tüm haksız ve hukuk dışı engellemelere rağmen insanüstü çabalarım sokak çocukları ve tüketici hakları, yardıma muhtaç insanlar gibi Milletimi ilgilendiren konulardaki onurlu ve çok önemli mücadelelerimi sürdürebilmem içindi.

Çünkü ben bu konularda İstanbul Büyükşehir Belediyesi nezdinde yürüttüğüm başarılı çalışmalara ve görevlerime iademe ilişkin En Yüksek Mahkeme Danıştay’ca da onanmış Mahkeme Kararlarıma rağmen bir devlet memuru olarak 10 yıldır görevi tanımsız bir şekilde boş bekletilmekte ve oradan oraya sürülmekte idim.

Mahkeme kararlarım uygulanmadığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde ülkem aleyhine tazminat davası açabilecekken bunu yapmamış ve 12 Haziran 2011 seçimlerinde Milletvekili Adayı olarak Milletimin hakemliğine başvurmuştum.

Böylelikle hizmetlerimin kesintiye uğratılması nedeniyle sine-i millete gidecek, Milletvekili Seçilirsem hizmetlerimi daha üst seviyede sürdürme imkanı bulacaktım.

Hakk’a Hukuka uygun ve adil bir seçim ortamında Milletimin Vekilliğine seçilememe ihtimalim olduğunu hiç düşünmemiştim!

Hakk’a Hukuka uygun ve adil bir seçim ortamında MİLLETİMİN VEKİLLİĞİ’ne seçilememiş olsam dahi bu durumun yine Aziz Milletimin, mücadelelerimi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Nezdinde sürdürmemi tercih etmiş olacağı anlamına geleceği muhakkaktı..

Hal böyle iken maalesef ne partim ne de şahsım yüce Dava’mızı halkımıza anlatamadık. Bu imkan bize verilmedi! Aziz Milletimize ulaşamadık! ADİL OLMAYAN SEÇİM SİSTEMİ VE UYGULAMALARI İLE AYAKLARIMIZA HER TÜRLÜ HUKUKSUZLUĞUN KALIN ZİNCİRLERİ VURULDU!

Öte yandan çatısı altından aday olduğum Büyük Birlik Partisi Camiası, bugüne kadar her iyi işin arkasında olan Yiğit Alperenlerin kutlu davası büyük yaralar almıştır.

Seçim süreci başında gazetecilik mesleği mensubu olan şahsıma, bir Gazete’nin muhabiri tarafından telefonla aranmam suretiyle hakkımda bahse konu gazetede yayınlanmak üzere parayla haber yapma teklifinde bulunulmuş olması da dikkat çekicidir.

Bu olay da göstermektedir ki 12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimleri sadece kamuoyu vicdanını değil, aynı zamanda gazetecilik ve televizyon yayıncılığı mesleğimin etik kurallarını altüst etmiş ve daha birçok güzel şeyi bitme noktasına getirmiştir.

Böyle bir seçim süreci yönetimi nedeniyle ülkemizde birçok değer telafi edilemez yaralar almış ve neticede Aziz Milletim zarar görmüş, gerçek tercihini sandığa yansıtamamıştır.

Netice olarak belirtmek isterim ki 12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimleri seçim süreci itibariyle şaibelidir, ayıplıdır, kusurludur, kirlidir, lekelidir.. Nihayetinde yukarıda arzettiğim tüm haksızlıklar mahkemelere taşınması gereken hukuk dışı bir siyasi ortamı ifade etmektedir.

Böyle bir seçim sistemi dahilinde şahsıma ve çatısı altından seçimlere iştirak ettiğim Büyük Birlik Partisi’ne karşı yöneltilen haksızlıklar ve hukuk dışı uygulamalar kamuoyu vicdanını da rahatsız etmiştir.

Bu rahatsızlıklar http://www.muhtesib.org adlı internet adresimden ulaşılan http://www.facebook.com/profile.php?id=100002207967934 adresli facebook profilimde yaptığım gönderimlere yapılan yorumlara, http://www.facebook.com/home.php?sk=group_127740183972838 adresli Muhtesib Alperenler Grubumuza gelen paylaşımlara ve http://twitter.com/Muhtesib adresiyle ulaşılabilen twitter hesabımla ilgili değerlendirmelere de yoğun bir şekilde yansımaya devam etmektedir.

KAMUOYU VİCDANI RAHATSIZDIR!

KAMUOYU VİCDANI BÜYÜK YARALAR ALMIŞTIR!

Demokrasi ve daha ötesinde genel-geçer anlamda temsil etme ve edilme hakkı ile temel insan hakları ile birlikte daha birçok önemli genelgeçer değer inandırıcılığını yitirmiştir.

Nitekim Avrupa Basını dahi seçim sonuçlarını değerlendirirken İktidar Partisi’nin aldığı sonuçla ilgili olarak “Herkes(?) için iyi oldu, ne iktidarsız olacak ne de muktedir olabilecek” bir durum gerçekleştiği yorumlarında bulunmuştur.

Öte yandan İktidar Partisi Genel Başkanı olan Başbakan da seçim sonuçlarına dair açıklamasında “Avrupa kazanmıştır” şeklinde ifadelere vurgu yapmıştır.

Oysa Milletimiz kazanmalıydı.

Esasen zulüm altında inleyen Ortadoğu, Türk Dünyası ve hakları gaspedilen tüm insanlığın da ihtiyacı olan “Milli Duruş”umuzun sıhhati bozulmuştur.

Tüm bu nedenlerle 12 Haziran 2011 Milletvekili Seçimlerinin yeniden değerlendirilmesi ve biran önce adaletli bir seçim sistemi tesis edilmek suretiyle yenilenmesi hayati önem arzetmektedir.

Saygılarımla,

Suzan ÇELİK Gazeteci-Yazar BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ 24’üncü Dönem Milletvekili Adayı (hasibenisa@muhtesib.org )

Bildiriyi facebook üzerinde paylaşmak için bu linki kopyalayabilirsiniz: http://www.muhtesib.org/tr/secim-tekrar-yapilsin

Bildiriyi twitter'da paylaşabilirsiniz;

  • E-Bülten

  • Hava Durumu

  • Döviz

    1 $ = 6,01 TL
    1 € = 6,85 TL
    1153836 Ziyaretçi